Kaldırımlar Şiir Tahlili

KALDIRIMLAR

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;

Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.

Yolumun karanlığa saplanan noktasında,

Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

 

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;

Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.

İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;

Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

 

İçimde damla damla bir korku birikiyor;

Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler…

Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;

Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

 

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;

Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

 

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;

Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!

Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;

Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

 

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;

İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.

Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;

Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

 

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;

Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!

Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;

Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

 

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;

Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.

Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,

Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi…

 

Kaldırımlar şiiri Necip Fazıl Kısakürek’in en meşhur şiirlerindendir. Bu şiirde büyük şehirdeki insanın yalnızlığı işlenmiştir. Şiir üç bölümden oluşur. İkinci bölümde kişinin ruh ve vicdan hürriyetini işlemiştir. Üçüncü bölümde de şair geceyi bir kadına benzetir.

1.KITA:

Şair, şiirin başında bize bulunduğu sokağı anlatıyor. Bu sokakta kimse yoktur, şair tek başınadır. Korkulu bir yürüyüştür bu. Burada yürüyüş henüz çok hızlı değildir. Şairin arkasına bakmadan yürümesi korkusundandır. Şair dörtlüğün son mısrasında bir hayal gördüğünü söylüyor. Bu dörtlükte anlatılan mekanda fazla bir değişiklik olmuyor.

2.KITA:

Burada mekanın tasviri yapılmaya devam ediliyor. Şairin anlatımı trajedi denilen tiyatro türünü andırıyor. Trajedi de üç birlik kuralı vardır: zaman, mekan, olay. Burada zaman bir gecedir. Mekan da sabittir. Şairin amacı okuyucuyu en iyi biçimde etkileyebilmektir. Şiir aslında yalnızlık, korku ve ölüm üzerine kuruludur. Son iki mısrada şair kaldırımları kişileştirerek yalnızlık duygusunun derecesini arttırıyor.

3.KITA:

Şair burada korkuyu bir sıvı gibi niteliyor. Korkunun damla damla biriktiğini söylüyor ve trajedi duygusunu güçlendiriyor. Birtakım evhamlara giren şair her sokak başında yolları devlerin kestiğini zannediyor. Evler bu trajedi dekorunun belki de en korkunç öğeleridir. Perdeleri açılmış evleri gözleri çıkarılmış âmâya benzetiyor. Bu, şaire bir korku veriyor. Gece ışıkları olmayan, perdeleri kapalı evler şairde gözleri çıkarılmış bir âmâ duygusu uyandırıyor. Şair evleri kişileştiriyor.

4.KITA:

Bir kıtada kaldırımların şaire göre anlamı veriliyor. Kaldırımlar anneye benzetiliyor ve sokaklarda yalnız yaşayanların yoldaşı olarak görülüyor. Üçüncü mısrada harikulade bir tezat sanatı vardır: Sükun içinde ses duyulması. Kaldırımlar şair için her şeyi anlatabileceği bir araç sayılıyor. Bu kıtada Necip Fazıl’ın gençliğinde yaşadığı bohem hayatın etkilerini görmek mümkündür. Ancak o, daha sonra tamamen değişecek ve Allah’a yönelecektir.

6.KITA:

Şair yürümeye devam ediyor. Burada “yumuşak bir kucak” ifadesi huzuru ve saadeti ifade ediyor. Kaldırımlar yine kişileştirilmiştir. Onlar da istediği kişileri tercih ediyor: Yalnızları… buradaki aman kelimesi şairin Türkçeyi ne kadar iyi kullandığını gösteriyor. Korkularına rağmen şair sabahın olmasını istemiyor. Karanlık sokakta yolculuğun bitmesini istememek hayal ve tasavvurların devam etmesini istemek anlamına gelir.

7.KITA:

Burada okuyucu yürüyüşün hızlandığını hissediyor. Çıkan tak tak sesleri hızlı gitmenin bir sonucudur. Burada “t, k, ç” gibi sert sesler kullanılarak bir zenginlik verilmiştir. Buradaki köpek motifi trajedi unsurunu desteklemiştir. Köpeğin aç olması korkuyu arttırır. Ayrıca bu sokak köpeği de şair gibi yalnızdır. Şair yolda gördüğü kemerleri kendisi için bir zafer tâkı olarak görüyor. Onun zaferi karanlık sokaklarda tek başına yaşayabilmektir.

7.KITA:

Burada da telaşlı bir ifade vardır. Şair, geceye mahsus hayallerin devamı için gündüzü istemediğini söylüyor. Şair artık yalnızlığı benimsemiştir. Karanlıklar ıslak bir yorgana benzetilmiştir. Şair ateşli bir hasta gibi dert çekiyor. Onun ilacı ise karanlıklardır, gecedir. Bu isteyiş çok ısrarlı ve kararlıdır.

8.KITA:

Bu kıtada yarım bırakılmış bir şart cümlesi vardır. Cümlenin devamı okuyucuya bırakılmıştır. Şair son iki mısrada sokaklarda ölmek arzusunu dile getiriyor. Burada “boydan boya” zarfı şairin sokakla bütünleşmesini ifade ediyor. Esrar kelimesi ile teşbih yapılıyor ve ölümün başlangıcı tasvir ediliyor. Sokaklar sırlarla doludur. Şair, sokaklara olan sevgisini “kara sevda” ile belirtiyor. Bu sevginin en kuvvetli ifadesi sokaklarda ölmek arzusudur.

Hakkında Admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

Hürriyet Kasidesi İncelemesi

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten Usanmaz ...