Mektup

Bir düşünceyi, isteği, hissi başkalarına aktarmak için yazılmış yazıya mektup denir. Mektup çok eski bir haberleşme aracıdır. Ancak teknolojinin gelişmesiyle mektubun hayatımızdaki yeri oldukça azalmıştır. Çünkü teknolojiyle birlikte televizyon, radyo, bilgisayar, telefon ve internet gibi yeni iletişim araçları hayatımızı işgal etmiştir. Ancak hislerin karşı tarafa aktarılması konusunda hiçbir iletişim aracı mektup kadar etkili olamamaktadır. Hislerimizi en doğal şekilde karşı tarafa mektup sayesinde aktarabiliriz. Mektupta kullanılacak üslup ve dil karşı tarafın kültür ve bilgi seviyesine göre ayarlanabilir. Arkadaşımıza yazdığımız mektupla bir akademisyene yazacağımız mektubun üslubu arasında çok fark olacağı aşikardır. Mektupların içeriği ve üslubu kadar biçimi de önemlidir. Bu nedenle mektup yazısının güzel ve okunaklı olmasına, mektup yazılacak kağıdın temiz, kağıt düzeninin simetrik olmasına dikkat edilir.

MektupMektuplar dönemin zihniyetini yani dönemin yaşam biçimini bize en iyi yansıtan metin türlerinin başında yer almaktadır. Bu nedenle geçmişte devlet adamlarının ve edebiyatçıların mektupları birer belge niteliğindedir. Sanatçıların yaşamları hakkında daha özel bilgiler vermesi açısından bazı sanatçıların mektupları kitap haline getirilmiştir. Bu mektuplar sayesinde sanatçıları daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Cahit Sıtkı Tarancı’nın Ziya’ya Mektuplar ve Nazım Hikmet’in Kemal Tahir’e Hapishaneden Mektuplar’ı kitap haline getirilmiş mektuplardan oluşan eserlerdir.

Mektup türü bizim edebiyatımızda eskilere dayanır. Divan şairleri düz yazılarını ve mektuplarını topladıkları kitaplara “münşeat” adını vermişlerdir. Mektup kelimesi bizim dilimize Arapçadan geçmiştir. Divan edebiyatında kullanılan mektuba name de denilmiştir. Edebiyat tarihimizde en meşhur mektup 1534 yılında Fuzuli’nin Kanuni Sultan Süleyman’a yazdığı Şikayetname’dir. Fuzuli’nin şikayetlerini dile getirdiği mektupta “Selâm verdim rüşvet değildir deyü almadılar.”  sözü çok meşhurdur.

Tanzimat Edebiyatı ile mektup türünde önemli gelişmeler olmuştur. Namık Kemal’in Hususi Mektuplar, Muallim Naci’nin Muhaberat, Muhaverat adlı eserleri bu dönemde ön plana çıkmıştır. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı’nda ise mektubun artık tür olarak edebiyatımıza iyice yerleştiğini görüyoruz.

Mektubun genel özellikleri şu şekilde sıralanabilir:

  1. Mektupta kullanılacak olan anlatım karşıdaki kişinin bilgisine ve kültür seviyesine göre ayarlanır.
  2. Mektupların üslubu son derece doğal ve samimidir.
  3. Dönemin özelliklerini en iyi yansıtan türlerden olması nedeniyle birer belge niteliği taşır.
  4. Mektuplar hemen hemen her konuda yazılabilir.
  5. Özel mektuplar, iş mektupları ve edebi mektuplar olmak üzere üçe ayrılır.
  6. İletişim araçlarının gelişmesiyle günlük hayatta pek sık kullanılmaz hale gelmesine rağmen hisleri en iyi anlatan tür olması ve doğallığı nedeniyle hala önem arz etmektedir.
  7. Mektuplar özelliklerine göre 3 başlıkta incelenebilir: Özel mektuplar, resmi mektuplar, iş mektupları
  8. Özel Mektuplar

Özel mektuplar, daha önceden birbirlerini tanıyan kişilerin duygularını, hislerini, durumlarını birbirlerine anlatmak için yazdıkları mektuplardır. Bu mektuplarda doğallık ve samimiyet son derece fazladır. Özel mektupların yazılış amacı hislerin ve duyguların karşı tarafa aktarılması, durumlardan karşı tarafın haberdar olmasıdır. Özel mektubun gönderildiği kişiyle göndericinin arasındaki ilişkiye göre mektubun üslubu oluşur. Özel mektuplar her türde yazılabilir.

Edebi Mektuplar: sanatçıların ve edebiyatçıların birbirlerine yazdıkları, sanatsal değer taşıyan mektuplardır. Aynı zamanda edebi mektuplar bir şâhısa değil, topluma da hitap edebilir. Bu mektuplar dergilerde ve gazetelerde yayımlanır. Biz bu mektuplarla dönemin edebiyat ve yaşamı hakkında bilgi sahibi olduğumuz gibi sanatçıları da yakından tanıma olanağına ulaşırız. Bazı sanatçıların mektupları kitap haline getirilmiştir: Cahit Sıtkı Tarancı’nın Ziya’ya Mektuplar ve Nazım Hikmet’in Kemal Tahir’e Hapishaneden Mektuplar’ı

  1. Resmi Mektuplar

Devlet kurumlarının birbirleri arasında yaptıkları yazışmalar resmi mektup olarak adlandırılır. Resmi mektuplar makamdan makama yazılabileceği gibi kişiden bir makama da yazılabilir. Bu mektuplarda ciddi bir üslup kullanılır. Bu mektupların var olan kurallarına uyulma zorunluluğu vardır. Mektup eğer alt makama yazıldığında sonu “rica ederim”, üst makama yazıldığında ise “arz ederim” kalıplarıyla tamamlanır.

Dilekçe: dilekçeler de tür olarak resmi mektuplardandır. Kişiler tarafından bir devlet kurumuna ya da özel bir şirkete istek ve şikayet belirtmek amacıyla yazılır. Kurumlar ve şirketler kendilerine gelen bu dilekçeleri yasal olarak cevaplamak durumundadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, dilekçenin kurallarına uygun bir şekilde yazılmış olmasıdır. Şekil ve içerik olarak uygunluk taşımayan dilekçeler dikkate alınmaz.

  1. İş Mektupların

Ticari işletmelerin, şirketlerin birbirleriyle ya da kişilerle yaptıkları yazışmalara iş mektubu denir. Bu mektupların konusu herhangi bir iş durumudur. Bu iş durumu borç, satış, sipariş vb. olarak sıralanabilir. İş mektuplarıyla ilgili oluşmuş bir mektup şekli bulunur ve genel olarak bu kurallara uyulur.

Hakkında Admin

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

x

Check Also

Anlatım Bozukluğu Sunum

Anlatım bozukluğu konusunu slayt olarak bilgisayarınıza indirebilir ve akıllı tahtada anlatım bozukluğu sunumunu derslerinizde kullanabilirsiniz. ...