📥 Yazılı Soruları ve Cevaplarını İndirin
🎬 Yazılı Çalışması Full Tekrar Videosu
📚 1. SINAV (1. Prova)
📺 1. Prova Çözüm Videosu
9.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 2.DÖNEM 1.YAZILI SORULARI
(1.Prova)
Aşağıda hikâyeden bir bölüm verilmiştir:
“Çocukken mahallemiz kocaman bir dünyaydı benim için. Sokak başındaki bakkala kadar yürümek bile uzun bir yolculuk gibi gelirdi. İnsanlar birbirini tanır, selam vermeden geçmezdi. Şimdi ise her şey hızlandı. Mesafeler kısaldı, ulaşmak kolaylaştı ama yollar uzadı. Ekranlardan birbirimize bakıyoruz, ama göz göze gelemiyoruz. Apartmanlar yükseldikçe, şehir genişledikçe sanki biz daraldık. Zamanı hızlandırdık ama içindeki anları kaybettik. Belki de dünya küçülmedi, biz onun içinde kaybolduk.”
Soru 1) Bu hikâyede geçen “Zamanı hızlandırdık ama içindeki anları kaybettik” ifadesiyle anlatılmak istenen nedir? Açıklayınız.
Sokak lambası titrek bir ışıkla caddeyi aydınlatıyordu, ama o ışığın altında kimse durmuyordu. Eskiden her akşam kahkahalar yükselirdi bu sokaktan; şimdi ise sadece rüzgârın uğultusu vardı. Ali, pencereden bakarken eski dostlarının seslerini duyar gibi oldu, ama hepsi birer birer uzak şehirlere gitmişti. Telefonunda yüzlerce isim kayıtlıydı, fakat birini arayıp “Nasılsın?” deme cesaretini bulamıyordu. Bir zamanlar omuz omuza yürüdüğü insanlar, şimdi birer gölgeye dönüşmüştü. Yalnızlık, sessizce yanına oturmuş, ona eski günleri anlatıyordu; ama Ali, o günleri geri getiremeyeceğini biliyordu.
Soru 2) Yukarıdaki metni okuyarak yazarın ana düşüncesini ve metinde baskın olan duyguyu belirleyiniz.
Dalgalar fısıldadı sahile düşlerimi.
Ağaçlar usulca eğildi kulağıma,
Ve rüzgâr, sessizce anlattı geçmişi.
Soru 3) Bu şiirde kullanılan söz sanatlarını belirleyiniz ve açıklayınız.
“İstanbul’un eski sokaklarında yürümek, geçmişin seslerini dinlemek gibidir. Geçen gün Süleymaniye’nin dar ara sokaklarında dolaşırken, taş merdivenlerde soluklanan yaşlı bir amcayla göz göze geldim. Yanına oturduğumda, bana eski İstanbul’u anlatmaya başladı: Çocukken bu sokaklarda misket oynadığını, her sabah fırından gelen sıcak ekmek kokusunu nasıl özlediğini… Onu dinlerken fark ettim ki, şehir sadece sokaklarıyla değil, insanlarının hafızasında da yaşar. Süleymaniye Camii’nin avlusunda otururken, bir zamanlar burada ders çalışan talebeleri, kubbelerde yankılanan ezan seslerini hayal ettim. Bu şehir, geçmişle bugünü iç içe yaşatan bir sahne gibiydi. İstanbul’u anlatan metinler okumuştum, ama hiçbir kelime o an hissettiklerimi tam olarak yansıtamazdı. Çünkü bazı şehirler sadece gezilmez, yaşanır da…”
Soru 4) Yukarıdaki metnin türü nedir? Bu türün belirgin özelliklerini açıklayınız.
Hak katında kabul olsun dilekler
Arş yüzünde secde kılan melekler
Ayrılık derdinin dermanı nedir (Pir Sultan Abdal)
Soru 5) Yukarıdaki şiirin ahenk unsularını inceleyiniz:
Kafiye düzeni:
Ölçüsü:
Nazım Birimi:
Kafiye:
Redif:
Hikâye Örneği:
“Ali, dedesinin eski saat dükkânında büyümüştü. Çocukken raflardaki antika saatlere hayranlıkla bakar, tik tak sesleri arasında hayallere dalardı. Ancak yıllar geçtikçe dükkân eskidi, müşteriler azaldı, Ali de büyüdü ve başka bir şehirde kendi hayatına daldı. Bir gün dedesinin vefat haberi geldiğinde hızla kasabaya döndü. Dükkâna girdiğinde, tozlanmış rafların arasında çocukken çok sevdiği eski bir cep saatini fark etti. Camı çatlamış, akrep ve yelkovan durmuştu. Saatin arkasına kazınmış cümleyi okuduğunda gözleri doldu: ‘Zaman hiçbir şeyi unutturmaz, sadece saklar.’ O an anladı ki, bazı şeyler kaybolmaz, sadece bekler… Tıpkı eski saatler gibi, anılar da doğru zaman geldiğinde yeniden çalışmaya başlardı.”
Gezi Yazısı Örneği:
“Gün doğarken Kapadokya’da bir balonun içinde yükselmek, dünyanın en büyüleyici manzaralarından birine tanıklık etmek demektir. Uçsuz bucaksız peribacaları, rüzgârın aşındırdığı kaya oluşumları ve renk değiştiren vadiler… Sabahın sessizliğinde, bu toprakların binlerce yıllık tarihini hissetmek mümkün. Kapadokya sadece bir yer değil, bir zaman tünelidir adeta. Eski mağara evleri, taş sokaklar ve yer altı şehirleriyle geçmişi bugüne taşıyan bir masaldır.”
Soru 6) Hikâye ile gezi yazısı arasındaki farkları karşılaştırarak metinler üzerinden örnekler veriniz.
Soru 7) Bir hatıranızı anlatım biçimi (öyküleyici ve betimleyici) ve düşünceyi geliştirme yollarından (benzetme, sayısal verilerden yararlanma ve somutlama) yararlanarak yazınız.
Örnek Metin:
Okul koridorunda yürürken, yıllar önce ders işlediğim eski sınıfın kapısının önünde durdum. (Öyküleyici anlatım) Ahşap kapının hafif gıcırdayan sesi bile çocukluk yıllarımın hatıralarını canlandırmaya yetti. İçeriye adım attığımda, zamanın bir anlığına geri sardığını hissettim. Sınıf hâlâ aynıydı, ama her şey biraz daha solgundu. Tahtanın kenarındaki eski tebeşir izleri, pencerenin hemen yanında durduğumuz sıralar… (Betimleyici anlatım) Gözlerimi kapattığımda, o günlerin neşesi yeniden canlandı. Sınıf arkadaşlarımın kahkahaları, öğretmenimizin sabırla konuyu anlatışı ve tahtaya kalktığımda hissettiğim heyecan… Bu sınıf, benim için sadece dört duvar ve birkaç sıra değildi; burada, bir ağacın kök salması gibi bilgiyle büyüdüm. (Benzetme) Sınıfta geçen yıllarım, eski bir defterin sayfaları gibi sararmış ama değerinden hiçbir şey kaybetmemişti. Bir zamanlar burada yazılı sınavlara girerken dakikalar göz açıp kapayıncaya kadar geçerdi. Şimdi ise kapının eşiğinde durup o anları düşününce, zamanın nasıl da hızla geçtiğini fark ettim. Bir insan hayatı boyunca ortalama 16.000 saatini okul sıralarında geçiriyor. (Sayısal verilerden yararlanma) O an fark ettim ki, hatıralar silinmiyor; tıpkı eski sıraların tahtasına kazınmış isimler gibi, sadece biraz tozlanıyor. (Somutlama)
📝 2. SINAV (2. Prova)
📺 2. Prova Çözüm Videosu
9.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 2.DÖNEM 1.YAZILI SORULARI
(2.Prova)
“Günümüz dünyasında her şey anlık hale geldi. Bilgi parmaklarımızın ucunda, ama düşünmek için vakit ayırmıyoruz. Hız, hayatın merkezi oldu; durup soluklanmak ise zayıflık sayılıyor. İlişkilerimiz de bu tempodan nasibini aldı, sözcükler eridi. Derin sohbetlerin yerini kısa mesajlar, içten gülümsemelerin yerini emojiler aldı. Teknoloji bizi birbirimize bağladı ama aynı zamanda aramıza görünmez duvarlar ördü.”
Soru 1) Bu metinde geçen “eridi” kelimesi hangi anlamlarda kullanılmıştır?
Kasabanın dışında, terk edilmiş bir kulübede yaşayan Yaşar, kimsenin yaklaşmaya cesaret edemediği tuhaf bir adamdı. Uzun sakalı, yırtık paltosu ve her zaman elinde tuttuğu eski bir pusulayla dolaşırdı. Kimileri onun deli olduğunu söylerdi, kimileri ise bir zamanlar büyük bir kaşif olduğunu. Onun hakkında tek bilinen, geceleri kulübesinden garip sesler geldiğiydi. 15 yaşındaki Zeynep, kasabanın en zeki ve inatçı gençlerinden biriydi. Okulda bilim kulübünün başkanıydı ve mantıksız şeylere inanmazdı. Zeynep, Yaşar’ın kulübesindeki seslerin bir deneyden kaynaklandığını düşünüyor ve bunu kanıtlayarak kasabadaki korkuları yok etmek istiyordu. Ancak Zeynep’in arkadaşı Burak, tam tersi bir karaktere sahipti. Hayalperest, biraz korkak ama sadık bir dost olan Burak, Yaşar’ın bir büyücü olduğuna inanıyordu ve Zeynep’i korumak için onu takip etmeye karar verdi. Yaşar ise sadece geçmişte kaybettiği bir şeyi bulmaya çalışıyor, kimsenin anlamadığı bir amaç uğruna yıllardır aynı gölgeyi kovalıyordu.
Soru 2) Metinde Zeynep, Burak ve Yaşar karakterlerinin kişilik özelliklerini, amaçlarını ve niyetlerini analiz ederek, bu unsurların metindeki olaylarla nasıl bir ilişki kurduğunu detaylı bir şekilde tartışınız.
Sabahın erken saatlerinde, Ayşe küçük bir kahvehanenin pencere kenarında oturuyordu. Dışarıda yağmur usulca yağıyor, camda ince çizgiler bırakıyordu. Elleri fincanın sıcaklığını hissetmek için sıkıca sarılmıştı, ama gözleri dalgındı. Dün gece annesiyle ettiği kavga aklından çıkmıyordu. “Belki de haklıydı,” diye düşündü, ama bunu yüksek sesle söylemeye cesareti yoktu. Yan masada oturan yaşlı adam, gazetesini katlayıp önüne koydu. Kahvehanenin loş havasında, Ayşe’nin burnuna taze ekmek kokusu geldi—çocukluğundan bir anı. Ne bir söz söyledi, ne de kalktı; sadece yağmuru izlemeye devam etti. Zaman durmuş gibiydi.
Soru 3) Yukarıdaki metin hangi hikaye türünden alınmıştır? Sebepleriyle yazınız.
Ahmet, karla kaplı köy yolunda yavaşça yürüyordu. Botlarının her adımı, yerdeki taze karı ezerek hafif bir çıtırtı çıkarıyordu. Etrafında, çam ağaçlarının dalları beyaz örtüyle ağırlaşmış, sanki sessiz bir orman tablosu çizilmişti. Soğuk hava, yüzünü iğne gibi batırırken, ellerini ceplerine daha çok gömdü. Bir saat önce, evden ekmek almak için çıkmıştı; şimdi ise kasabaya varmak üzereydi. Uzakta, dumanı tüten bir baca göründü; bu, kasabanın girişini işaret ediyordu. Ahmet’in aklına, soba başında dedesinin anlattığı eski masallar geldi. Adımlarını hızlandırdı, ama gözleri hâlâ karın sonsuz beyazlığında kayboluyordu.
Soru 4) Yukarıdaki metinde hangi anlatım biçimleri ağır basmaktadır?
Bu güzellik sana Mevla bağışı
Arasam cihanda bulunmaz eşi
Hiç mislin gelmemiş devr-i zamana
Soru 5) Yukarıdaki şiirin ahenk unsularını inceleyiniz:
Kafiye düzeni:
Ölçüsü:
Nazım Birimi:
Kafiye:
Redif:
“Kapadokya Gezisi”
Geçen ay Kapadokya’ya bir seyahat düzenledim. Sabah erkenden Ürgüp’ten yola çıktık ve peri bacalarının arasında dolaşmaya başladık. Rüzgâr, kayaların arasında hafif bir uğultu yaratırken, güneşin ilk ışıkları vadileri turuncuya boyuyordu. Gökyüzünde süzülen rengârenk balonlar, manzaraya masalsı bir hava katıyordu. Bir ara Göreme Açık Hava Müzesi’ne uğradık; eski kiliselerin freskleri, tarihin sessiz tanıkları gibiydi. Yerel bir restoranda testi kebabı yedik, ardından gün batımını izlemek için Kızıl Vadi’ye geçtik. Doğanın bu eşsiz güzelliği karşısında hayranlıkla dolup taştım.
“Kapadokya’daki Yaz”
On yıl önce, çocukken ailemle Kapadokya’ya gitmiştik. Bir sabah annemle peri bacalarının arasında yürüyüşe çıkmıştık; o gün hava serindi ve ben montumun cebinde bulduğum şekeri yiyordum. Babam balonlara binmek istemiş, ama ben korktuğum için yerde kalmayı tercih etmiştim. Göreme’de bir mağara evin önünde otururken, dedem bana eski bir masal anlatmıştı; sesi hâlâ kulaklarımda yankılanıyor. Akşamüstü Kızıl Vadi’de ateş yakıp etrafında toplanmıştık; o an hissettiğim huzur ve ailemin kahkahaları, şimdi bile içimi ısıtıyor.
Soru 6) Yukarıdaki metinlerin türlerini sebepleriyle yazınız.
📘 3. SINAV (3. Prova)
⏳ 3. Prova Çözüm Videosu
(Video çok yakında buraya eklenecektir…)
9.SINIF TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 2.DÖNEM 1.YAZILI SORULARI
(3.Prova)
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Soru 1) “Yaş Otuz Beş” şiirinde hâkim olan duyguyu yazınız.
Soru 2) Yukarıda yer alan söz sanatlarından üçünü bulunuz.
Soru 3) Verilen şiirde yer alan yapı unsurlarını tespit ederek yazınız.
Kafiye düzeni:
Ölçü:
Nazım birimi:
Kafiye/ redif:
Şehrin kalabalığı içinde yürüyordu ama kimse fark etmiyordu onu. İnsan sesleri, araba kornaları, sokak lambalarının titrek ışıkları… Hiçbiri yalnızlığını unutturamıyordu. Bir zamanlar dostlarıyla kahkahalar attığı sokaklar, şimdi sessiz ve yabancıydı. İnsan kalabalıkların içinde de yalnız olabilirdi. En zor olanı da buydu; çevrende onlarca insan varken kimsenin seni gerçekten duymaması, görmemesi…
Soru 4) Yukarıdaki metnin konusu ve ana düşüncesi nedir?
Konu:
Ana Düşünce:
Soru 5) Yukarıdaki metinde ağır basan anlatım biçimlerini yazınız.
Bu caddeye ne kadar da çok fotoğrafçı toplanmış, şimdiye kadar kaç tanesinin önünde resimleri seyre daldım. Bütün bu mesut insanlar buralara da saadetlerini tespit ettirmek için koşuşmuş olacaklar. Bu resimlerde, yaşayacaklarından daha uzun zaman tebessümleri devam edecek. Şu gelin, demin gördüğüm kocalı kadın değil mi? Şu pembe yüzlü, çift örgülü saçlı küçük çocuk, daha demin sıçrayarak yanımdan geçen genç kız değil mi? Belli belli!
Bu fotoğrafhanelerde hiç ölülerin resmi yok. Zaten en yakın mezarlık buraya kilometrelerce uzakta. Bu caddede ancak mesut dolaşılabilir. Yalnız bu caddede bulunmak insanı mesut etmeye kâfidir. Yaşadığımı, ben de saadetimi düşünmeliyim.
Şu kadar dükkânın içinde elbette beni de mesut, hiç olmazsa memnun edebilecek şeyler satanlar da yok değil ya! Şuracıkta kunduralarımı boyatabilirim. Şu kravatı pekâlâ satın alabilirim. Yeni gelmiş şu şiir kitabı bana pekâlâ zevkli saatler geçirtebilir. Ben de pekâlâ şu mesut insanların fotoğraflarını çıkarttıkları fotoğrafhanelerden birine girebilir, ben de mesudum, benim de resmimi çekebilirsiniz, diyebilirim. Fotoğrafçı da itiraz edemez, sizin kimseniz yok, fotoğrafı ne yapacaksınız, diyemez.
Soru 6) Bu metinle ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız.
Çatışma:
Anlatıcı:
Bakış Açısı:
Soru 7) Bir hatıranızı anlatım biçimi (öyküleyici ve betimleyici) ve düşünceyi geliştirme yollarından (benzetme, sayısal verilerden yararlanma ve somutlama) yararlanarak yazınız.
Örnek Metin:
Okul koridorunda yürürken, yıllar önce ders işlediğim eski sınıfın kapısının önünde durdum. (Öyküleyici anlatım) Ahşap kapının hafif gıcırdayan sesi bile çocukluk yıllarımın hatıralarını canlandırmaya yetti. İçeriye adım attığımda, zamanın bir anlığına geri sardığını hissettim. Sınıf hâlâ aynıydı, ama her şey biraz daha solgundu. Tahtanın kenarındaki eski tebeşir izleri, pencerenin hemen yanında durduğumuz sıralar… (Betimleyici anlatım) Gözlerimi kapattığımda, o günlerin neşesi yeniden canlandı. Sınıf arkadaşlarımın kahkahaları, öğretmenimizin sabırla konuyu anlatışı ve tahtaya kalktığımda hissettiğim heyecan… Bu sınıf, benim için sadece dört duvar ve birkaç sıra değildi; burada, bir ağacın kök salması gibi bilgiyle büyüdüm. (Benzetme) Sınıfta geçen yıllarım, eski bir defterin sayfaları gibi sararmış ama değerinden hiçbir şey kaybetmemişti. Bir zamanlar burada yazılı sınavlara girerken dakikalar göz açıp kapayıncaya kadar geçerdi. Şimdi ise kapının eşiğinde durup o anları düşününce, zamanın nasıl da hızla geçtiğini fark ettim. Bir insan hayatı boyunca ortalama 16.000 saatini okul sıralarında geçiriyor. (Sayısal verilerden yararlanma) O an fark ettim ki, hatıralar silinmiyor; tıpkı eski sıraların tahtasına kazınmış isimler gibi, sadece biraz tozlanıyor. (Somutlama)
Soru 8) Aşağıdaki yazım yanlışlarını ve noktalama yanlışlarını düzeltiniz.
Yıllar sonra doğup büyüdüğü kasabaya geri döndüğünde herşeyin değiştiğini farketti. Sokaklar eskisi kadar canlı değildi, çocuk sesleri azalmış, eski dostlarının çoğu başka yerlere gitmişti. Geçmişi hatırlatan tek şey, köşede ki kahvehaneydiki orasıda artık eskisi gibi değildi. İçeri girip bir çay söyledi, etrafına bakındı, ama kimseyi tanıyamadı. Bir an çocukluk anıları gözünün önüne geldi, içini garip bir hüzün, düşünce kapladı. Yürürken “buralar ne kadar da değişmiş” dedi.