Ömer Seyfettin ve Edebi Kişiliği

Türk hikayeciliği denildiğinde akla gelen ilk isim her zaman Ömer Seyfettin olmaktadır. Ömer Seyfettin ismini yediden yetmişe herkesin duyduğu söylenebilir. Fakat “Ömer Seyfettin kimdir?” denildiği zaman yazarımız hakkında maalesef tam olarak bilgi sahibi olmadığımız ortaya çıkıyor.

Ömer Seyfettin’in öykücülüğünün yanı sıra fikir adamlığı da son derece önemlidir. Ömer Seyfettin, Milli Edebiyatın başlamasında, Türkçenin sadeleşmesi konusunda büyük rol oynamış bir fikir adamıdır. Yazarın 1912 yılında Genç Kalemler dergisinde yayımlamış olduğu “Yeni Lisan” makalesinde Türkçenin diğer dillerin etkisinden kurtulması noktasında ilk büyük adım da atılmış olur.

 

Ömer Seyfettin 1884 yılında Balıkesir’in Gönen ilçesinde doğmuş yazar, asker ve öğretmendir. Öğrenim hayatına askeri lisede devam eden yazar, Balkan Savaşında da bulunmuş ve bir süre esir hayatı yaşamıştır. Hikayelerini kendi yaşamından hareketle yazan Ömer Seyfettin, savaş sırasında Balkanlarda tanık olduğu olayları da hikayeleştirmiştir. Askerlik yaşamını sonlandıran yazar geri kalan hayatını edebiyatı adamış ve kısa süren yaşamında çok sayıda hikaye ile makale yazmıştır.

Ömer Seyfettin’in Ölümü

Ömer Seyfettin, 1920 yılında İstanbul’da rahatsızlanır ve hastaneye yatar. Ömer Seyfettin’in şeker hastası olduğunu anlamayan doktorlar, halsizliğini engellemek adına ona bol bol portakal yemesini tavsiye ederler, Hastalığı iyice artan Ömer Seyfettin yaşama gözlerini kapar. Ömer Seyfettin’in sahipsiz olduğunu düşünen hastane onu Tıp Fakültesinde kadavra olarak kullanır. Ömer Seyfettin’in cesedi üzerinde inceleme yapan öğrencilerin fotoğrafları dergide yayımlanınca arkadaşları durumu anlar ve Ömer Seyfettin’in cenazesini hastaneden alırlar. Ömer Seyfettin’in bu hazin ölümü ve hikayesi insanı duygulandıracak cinstendir.

Ömer Seyfettin’in Eserleri

  • Hikâye: İlk Düşen Ak, Harem, Yüzakı, Kurumuş Ağaçlar, Pembe İncili Kaftan, Aşk Dalgası, Falaka, Yüksek Ökçeler,  Bomba, Beyaz Lale, Kızıl Elma, Gizli Mabet, Bahar ve Kelebekler, Yalnız Efe, Kaşağı…
  • Roman: Efruz Bey, Yalnız Efe, Ashab-ı Kehfimiz
  • Şiir: Şiirler (Doğduğum Yer)
  • Oyun: Mahçupluk İmtihanı

Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan Makalesi

Türk edebiyatına tam olarak hikayecilik kavramı, Ömer Seyfettin ile giriyor. Bu nedenle Türk Edebiyatında Hikaye’nin kurucusu olarak, Ömer Seyfettin kabul edilir. Hatta mart ayının ilk haftası, edebiyatçılar için, Ömer Seyfettin Haftası’dır. Ömer Seyfettin hayattayken hiçbir kitabı basılmamıştır ve o basılan kitaplarını hiçbir zaman görmemiştir. Öldükten sonra arkadaşları ve çevresi tarafından yazdığı hikayeler toplanmış ve kitap haline getirilmiştir. Türkiye’de 4 ayrı yayınevi, Ömer Seyfettin’in tüm hikayelerini bir kitap olarak bir araya getirmiş ve basmıştır. Bunun dışında 15 yayınevi, onun eserlerini bir şekilde basıp dağıtmaya devam etmektedir. Ömer Seyfettin’in toplamda 136 hikayesi bulunmaktadır. Son yıllarda Dergah Yayınevi, Ömer Seyfettin’in bütün eserlerini derli toplu bir şekilde basmasıyla bilinir. Hiçbir tanıtım yapılmamasına ve hiçbir reklam çalışması yapılmamasına rağmen, Ömer Seyfettin’in öyküleri, bugün bile çok sayıda satılmaktadır. Ömer Seyfettin, hikayelerinin yanında ayrıca makale yazarlığı da  yapmıştır. Ömer Seyfettin’in yazdığı makalelerin en önemlisi de Yeni Lisan adlı makaledir.

1911 yılında Selanik’te Genç Kalemler Dergisi çıkarılmaya başlanmıştır. Bu dergide Ömer Seyfettin, Yeni Lisan adlı bir makale yayımlamıştır. Bu makalede özetle Ömer Seyfettin, yeni bir dil ve yeni bir edebiyat istediğini belirtmiştir. Yeni Lisan makalesinde, birçok kelimenin tekrar edildiğini görüyoruz. Örneğin;  “genç” kelimesi  13 ayrı yerde geçmektedir. “Yeni” kelimesi ise 5 ayrı yerde geçiyor ve bunların yanı sıra, “uyanmak” kelimesi 5 farklı yerde geçmektedir.

Bu kelimelerin bu kadar sık kullanılması aslında Ömer Seyfettin’in bu makalesinde, ne anlatmak istediğini adeta özetliyor. Ömer Seyfettin bazı konularda özellikle gençlerin uyanmasını istiyor. Makalede  öz olarak şunları ifade etmek istiyor. Artık dünya yeni bir döneme girmiştir. Bu yeni dönemde ülkelerin çocukları  zenginlikleri kendileri kullanmaktadır. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu durumun aynı olmasını, Ömer Seyfettin şiddetli bir şekilde savunuyor. Ömer Seyfettin’in bu makalesinde, milli duyguları görmek mümkündür. Gençler, bu fikirlere de son derece açıktır, bu nedenle gençlerin uyanması ve bu durumu fark etmesini istiyor Ömer Seyfettin.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*