Eş sesli kelimeler, eş sesli, eş sesli sözcükler, eş sesli nedir, eş sesli kelimeler nelerdir, eş sesli ne demek, eş sesli kelime örnekleri, eş sesli kelime hakkında bilgi

Eş Sesli Kelimeler

Yazılışları ve okunuşları aynı olduğu halde birbirinden çok farklı bir şekilde en az iki anlama sahip olan sözcüklere “Eş Sesli kelimeler” ya da bir başka ifadeyle “Sesteş kelimeler” denir. Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi eş sesli kelimeler tamamen aynı yazılmasına yani aynı seslerden oluşmasına rağmen birbirinden uzak ve farklı anlamları karşılamaktadır. “Eş sesli – sesteş kelimeler” bir dilin zenginliğini ifade eder. Bu nedenle bir metni sağlıklı bir şekilde okuyup anlamak ve Türkçemize tam anlamıyla hakim olabilmek için dilimizde yer alan bu “Eş sesli sözcükler“i de özümsemiz gerekmektedir.

Öğrenciler tarafından sıklıkla aranan “Eş sesli ne demek?” sorusuna yukarıda cevap versek de konunun daha iyi anlaşılabilmesi için şu örneğimizi ayrıntılı bir şekilde incelemenizi tavsiye ediyoruz: Örneğin “Gül” sözcüğünü ele alalım:eş sesli kelime, gül eş sesli, sesteş gül, eş sesli sözcük

Bu sözcük iki farklı anlamda da kullanılabilmektedir. Mesela “Gel de bu espriye GÜL.” dediğimizde bir insanın komik şey karşısında yapmış olduğu eylem aklımıza gelirken “GÜL kokusuna bayılırım.” dediğimizde ise aklımıza bir çiçek çeşidi olan gül gelmektedir. Görüldüğü gibi “Eş sesli kelimeler” aynı yazılmalarına ve okunmalarına karşılık farklı anlamlar taşıdığından kullanıldığı yere göre cümleye değişik anlamlar katmaktadır.

Eş Sesli Kelimeler Listesi (Eş Sesli Sözcükler)

Yukarıda yer alan açıklamada “Eş sesli nedir?” sorusunun cevabını vermiştik. Bu bölümde de “Eş sesli kelimeler nelerdir?” sorusunun cevabını “Türkçede Eş Sesli Kelimeler” listesi altında detaylı bir şekilde bulabilirsiniz. Bu liste Türk Dil Kurumunun verileri üzerinde yaptığımız çalışma sonucunda oluşturulmuştur.

-A-

: Uzun süredir yemek yememiş biri, yemek yemesi gereken
: Kapalı olan bir şeyi açık duruma getirme işi, eylemi (açmak)

Açık: Kapalı olmama durumu
Açık: Bir şeyin renginin koyu olmaması
Açık: Kıyıdan uzak olan denizin bir noktası

Ağız: Canlıların yemek yediği, nefes aldığı bir organ
Ağız: Bir dilin bölgelere göre farklı konuşulması
Ağız: Bir kabın, kutunun açık olan kısmı
Ağız: Üslup, bir konuşmanın ifade ediliş tarzı 

Ahu: Ceylan
Ahu: Güzel kadın

: İplikten yapılma kafes benzeri örgü
: İletişim ve ulaşımda yaygınlığı ifade etme
: Oyun alanını ikiye bölen, kale direklerine gerilen örgü

Ak: Siyah rengin karşıtı, beyaz
Ak-: Sıvı maddelerin bir yerden bir yere doğru gitmeleri eylemi (akmak)
Ak: Temiz, dürüst

Al: Kırmızı renk, kan rengi
Al-: Elle ya da başka bir şeyle bir varlığı tutup kaldırmak (almak)
Al-: Satın almak (almak)
Al-: Ele geçirmek (almak)

Akide: Din, inanç
Akide: Erimesi güç olan bir şeker türü

Akrep: Zehri olan bir böcek türü
Akrep: Saatin küçük olan ibresi
Akrep: Yıldız gezegenlerinin adı

Alay: Bir asker topluluğu
Alay: Bir kimsenin kusurlarını eğlence konusu yapmak

An: Zamanın bölünemeyen en küçük birimi
An-: Bir kişiyi – bir şeyi hatırlamak, bahsetmek (anmak)

Arı: Bal yapan, iğnesiyle sokan bir böcek türü
Arı: Arınmış, saf olma durumu
Arı: Temiz

Arş: Müslümanlığa göre en yüksek gök katı
Arş: Askeriyede yürü komutu

Arz: Sunma
Arz: Üst makama bildirme işi
Arz: Piyasaya bir malı sürme

Asma: Dalları yayılan bitki, üzüm
Asma-: Bir şeyi sarkacak şekilde sarkıtmak (asmak)
Asma-: Bir kişiyi iple idam etmek (asmak)
Asma-: Bir işi sebepsiz yere yapmamak, yerine getirmemek (asmak)

At: Binmek, taşımak gibi hizmetlerde kullanılan bir hayvan
At: Satrançta L şeklinde hareket edebilen bir taş
At-: Bir şeyi başka bir yere doğru fırlatmak, bırakmak; rastgele bir yere koymak eylemi (atmak)
At-: Birini kovmak, dışarıya çıkarmak, görevini sonlandırmak (-den atmak)

Atlas: Parlak ve sıkı dokunmuş ipek kumaş
Atlas: Dünyanın ya da bir bölgenin bir araya getirilmiş harita kitabı

Atlet: Kolsuz ve askılı olan fanila çeşidi
Atlet: Atletizm sporcusu

Ay: Bir yılın on ikide biri / 30 günlük süre
Ay: Dünyanın uydusu olan gök cisminin adı
Ay: Bir şaşma, korkma, acı vb. duyguları ifade eden söz
Ay-: Kendine gelmek, gerçeği anlamak (aymak)

-B-

Bağ: Üzüm ağaçlarının bulunduğu bahçe / meyve bahçesi
Bağ: İki şeyi birbirine tutturmak için kullanılan nesne

Bağır: Göğüs / Göğüsün ön tarafı
Bağır-: Yüksek sesle konuşmak / azarlamak (bağırmak)

Bahar: Mevsim adı / Gök bilimi
Bahar: Bir tür baharat çeşidi

Bar: Erzurum ve Artvin bölgelerinde ağır bir şekilde oynanan halk oyunu
Bar: İçkinin ve dansın olduğu eğlence mekanı
Bar: Hava basıncıyla ilgili birim
Bar: Halterde ağırlıkların takıldığı demir çubuk

Basma: Renkli desenler bulunan pamuktan kumaş
Basma-: Ağırlığını vererek ayak tabanıyla bir şeyin üzerine koymak (basmak)
Basma: Gazete, dergi, kitap vb. şeyler

Baş: İnsan ve hayvanlarda vücudun üst bölümünün bulunduğu bölge
Baş: Bir kitleyi yöneten kişi
Baş: Çıban

Bel: İnsan vücudunda kalça üstünde kalan bölüm
Bel: Tarım için toprak işlemeye yarayan nesne
Bel: Ses şiddeti birimi

Ben: Vücutta bulunan koyu renkli leke
Ben: Kişi zamiri
Ben: Tuzağa koyulan yem

Bere: Çarpma sonrasında vücutta oluşan çürük
Bere: Yuvarlak başlık

Bez: Ketenden ya da pamuktan yapılmış dokuma ürünü
Bez-: Bıkmak, usanmak durumu (bezmek)
Bez: Salgılama yapan bir organ

Bin: Bir sayı adı
Bin-: Bir şeyin üstüne çıkarak oturmak (-e binmek)
Bin-: Bir şeyin fiyatını arttırmak (-e binmek)

Birlik: Tek olma durumu
Birlik: Bir arada olabilme durumu
Birlik: Askeriyede bir topluluk

Biz: Birinci çoğul kişi zamiri
Biz: Bir şeyi delmede kullanılan çelik uçlu nesne

Boy: Bir varlığın uzunluğu
Boy: Ortak bir atadan gelen topluluk, kabile

Bozuk: Bozulmuş olan şey
Bozuk: Madeni para
Bozuk: Dokuz teli olan bir saz çeşidi

Bölük: Askeriyede yer alan bir birlik
Bölük: Bir bütünden kopmuş olan parça, kısım

-C-

Cazgır: Güreşecek kişileri yüksek sesle alana çağıran kişi
Cazgır: Fitneci

Cebir: Matematiğin bir kolu
Cebir: Zor, zorlama

Cihat: Din için yapılan savaş
Cihat: Taraflar, yönler

-Ç-

Çapak: Kirpiklerde ve göz kenarında kuruyan akıntı
Çapak: Tatlı su balığı
Çapak: Maden kazımı sırasında sıçrayan ufak parçalar

Çay: İçecek türü
Çay: Küçük akarsu

Çelik: Kısa bir şekilde kesilmiş dal
Çelik: Demir ve karbon alaşımı ile elde edilen maden

Çil: Çoğu zamanda yüzde oluşan kahverengi lekeler
Çil: Eti için avlanılan bir dağ tavuğu

Çile: Sıkıntı, zahmet
Çile: İpekten, pamuktan yapılmış iplik demeti

Çit: Arazi etrafına çekilen bir duvar türü
Çit: Pamuktan yapılmış basma

-D-

Dağ: Yer kabuğunun çevresine göre kıvrımlı bir şekilde yükselmiş bölümü
Dağ: Kızgın bir demir yardımıyla damga basmak

Dal: Bir ağacın gövdesinden yayılan kollar
Dal: Branş ifade eder
Dal-: Bir suyun içine tüm vücutla hızlaca girmek (-e dalmak)

Dam: Bir yapının üstündeki çatı
Dam: Dansta erkeklerin eşi
Dam: Köyde üzeri toprakla örtülü küçük ev 

Dar: Ölçüleri yetersiz olan, geniş olmayan
Dar: İdamların gerçekleştirildiği direk

Devir: Kendine has belirgin özellikler gösteren zaman parçası
Devir: Dönme, tur
Devir-: Ayakta olan bir şeyi düşürmek, yatay hale getirme (devirmek)

Dil: Tatmaya ve yutmaya yarayan organımız
Dil: Lisan, insanların anlaşma sistemi
Dil: Gönül

Din: İnançlar ve kuralları
Din: Bir kuvvet birimi
Din: Bir şeyin en yüksek noktası

Diz: Bacağın ortasında yer alan eklem
Diz-: Nesneleri yan yana ya da üst üste sıralamak (dizmek)

Dolu: Bir yağış türü
Dolu: İçi boş olmama

Don: İç giysisi
Don: Hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesiyle suların buz tutması
Don-: Soğuktan dolayı üşümek, soğuk nedeniyle katı duruma gelmek (donmak)

Düş: Rüya, uykuda beliren düşüncelerin bütünü
Düş: Gerçekleşmesi istenen şey
Düş-: Bir şeyin bulunduğu yerden hızla aşağıya inmesi (düşmek)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.