Köroğlu Kimdir

Ahmet Kutsi Tecer’in bularak vaktiyle neşretmiş olduğu iki manzume sayesinde Özdemir Osman Paşa kumandasındaki Osmanlı ordusuyla İran harplerine katıldığı anlaşılan Köroğlu adlı bir saz şairinin tarihi mevcudiyeti ortaya çıkmıştır. Bunu Evliya Çelebi Seyahatnamesi’ndeki bir fıkra da teyit etmektedir. Manzumelerinden birisi Özdemiroğlu’nun fetihlerini anlatan bir destan, diğeri de onun ölümüne ait bir mersiyedir. Yine eski mecmualarda tesadüf edilen ve Köroğlu mahlasını taşıyan birçok manzume daha vardır ki bunlar Köroğlu Destanı’ndaki birtakım rivayete  ve şahsiyetlere sıkı sıkıya bağlıdır. Ayvaz, Bezirgan, Çamlıbel, Kırat, Bolu Beyi gibi.

 

Kaplan postu giymiş gaziler, dörtlüler, beşliler gibi Osmanlı askeri tarihine ait tabirlere de tesadüf ederiz. Bu manzumelerin hepsinin bahsettiğimiz Köroğlu adlı saz şairine ait olup olmadığı hususunda kesin bir şey söyleyemeyiz. Şu söylenebilir ki 16.asır sonlarında bu saz şairi büyük bir şöhret kazanmıştır. Şiirlerini dolduran samimi eda, coşkun lirizm, celali devrinin temayüllerine uygun özel bir kahramanlık ruhu eserlerini asırlarca yaşatmış ve tarihi şahsiyeti unutularak tamamen destani bir mahiyet almıştır. 

Bir yorum

  1. Mirzə Hacıyev

    Koroğlu hakkında deyilenler yanlış fikirdir.Koroğlu on altıncı yüzyılda yaşamamışdır,on üçüncü yüzyılda yaşamışdır.Ben Koroğlunun kesin olarak kim olduğunu “Koroğlu sirri: efsaneden hakikate” adlı kitabımda açıklamışım.Bir çok sitelerde yayınlanmıştır.Bu efsane Cengizhanın Harezme hücumu devrinin hatırasıdır.Moğallardan korkub kaçmış Harezmşahı tutuklamak için Cengizhan serkerdeleri Subuday bahadırla Cebe noyonu gönderiyor.Ceyhun deryasını atların kuyruğundan tutarak geçen bu ceza destesi diger sahilde kuruya çıkarken halk sonralar deryadan çıkma atlar efsanesini yaratmıştır.Moğallar ceza destesine çambul diyorlardı.Çin savaşında sağ gözünü kaybetmiş Subudaya bu yüzden “Çambullu Koroğlu” demişler.Bu söz sonralar Çamlıbel diye kale bildirmişdir.Kırat ve Türata gelince,atlar koşarken yorulduklarında dinlenmelerine zaman kaybetmesinler diye Subuday emr etmişdi her asker ilave at götürsün.Bir at yorulunca digerine keçer ve boylece iki günlük yol bir günde gidilerdi.Bak bu ilave ata moğalca “Türat”,yani ilave,yedek at diyorlardı.Moğallar yaşadıkları çadırlarına “kır” diyorlardı,moğal atları küçük olduğu için o atlara Kırat,yani kırlarda yaşayanların atları diyorlardı…ve sair.Subudayla Cebe ikice tümen askerle Ceyhun deryasını 1230-cu yıl 30 mayısta geçmişler,Koroğlu efsanesinin doğum tarihi budur.Deryadan çıktıktan sonra şahı kovalaya kovalaya tüm İrandan,İraktan,Güneyli-Kuzeyli Azerbaycandan geçmişler,hangı kalede bir gece,beş gece,on beş gece kalmışlarsa halk o kalelere Koroğlu kalesi demiştir.”Koroğlunun Ballıca seferi” tam real tarihi hadisedir,bu Çengizhanın Harezme hücumu zamanı Otrarın işğalidir.Otrarın hakimi tarihte Kair han olmuşdur,destanda ona Kara han diyorlar.Destanda Koroğlunun neresinden Karahanın kulakları dağılır,tarihte ise böyledir ki,o esir götürüldüyünde Çengizhan emr ediyor ki,altun eritilsin onun kulaklarına dökülsün.Koroğlunun adı da Ruşen olmamıştır.Ona Orta Asiya türkleri “Uruşan” demişler,cığatay türkcesiyle uruşan “Vuruşan” deməkdir.Sadece,”Uruşan” kelmesi zaman-zaman Ruşan,Ruşen olmuşdur.Türk kelmesi farsca “ışık” manasında Rovşan şekli almışdır.Mümkünse bu yazdıklarımı sitenizde veriniz.Sayqı ve sevgilerle Mirza Hacıyev.Azerbaycan.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*