Anı, Hatıra, Anı nedir, Anı Özellikleri, Anının Özellikleri, Hatıra Nedir, Hatıra özellikleri, Hatıranın özellikleri

Anı Nedir? Anı Özellikleri (Hatıra Nedir? Hatıra Özellikleri)

Toplum tarafından tanınan bir kişinin tanık oldukları bazı olayları ve durumları daha sonra izlenimlere dayanarak anlattıkları yazı türüne anı veya hatıra denir. Bu tür yazılar genellikle otobiyografinin özelliği taşımaktadır. Anılarda anlatılan olaylar yaşanmakta olan konulardan ziyade yaşanmış olaylardan oluşur. Çünkü anı, olaylardan hemen sonra yazıya aktarılmaz, olay üzerinden bir süre sonra yazıya aktarılır. Toplum hayatında anının özel bir yeri olduğunu görebiliriz. İnsanlar daha önce yaşadıklarını çevrelerine aktarmaktan hoşlanırlar. Bazı insanlar yaşadıklarını anlatırken bazıları da anılarını yazıya döküp aktarmaya çalışır ve hatıra defterleri tutar. Anı türü, insanların yaşadıklarını anlatma isteğinden doğmuştur.

Anı Özellikleri (Hatıra Özellikleri)

1) Bu türdeki yazılar öğretici nitelikler taşımaktadır.

2) Bu türde anlatılanların yaşanmış olaylara değinmesi gerekmektedir.

3) Anlatılan zamanın zihniyetini yansıtması açısından birer belge niteliği taşır.

4) Yazılış amaçları içinde; hayat tecrübelerini paylaşmak, döneme ışık tutmak, yaşanan olayları açıklığa kavuşturmak, toplum değerlerini hatırlatmak yer almaktadır.

5) Bu türdeki yazılarda yazar objektif bir bakışla olayları anlatır, gerçekliğe bağlı kalır ve içten bir anlatımla olayları anlatır.

6) Anılarda dil, heyecana bağlı ve göndergesel işlevlerde kullanılır.

7) Anı türü yazarının hayatına göre çeşitli sınıflandırmalara tabii tutulur. Konularına göre anılar: Siyasi, askeri, cezaevi, elçilik, edebiyat, sanat, tiyatro, basın, öğretmenlik gibi başlıklara ayrılabilir.

8) Anıların sürükleyici bir dille anlatılması ve ilgi çekmeyi amaçlaması esastır.

9) Bu yazılarda anlatıcı elindeki fotoğrafları, mektupları ve belgeleri kitabına ekleyebilir.

Dünya Edebiyatında Anı Türünün Gelişimi

Bu yazı türü, Türk edebiyatında olduğu gibi dünya edebiyatında da oldukça yaygındır. M.Ö yaşayan Yunan sanatçı Ksenophon’un “Anabasis” adlı eserini dünyadaki ilk anı örneği olarak sayabiliriz. Batı’da birçok bilim adamı, siyasetçi ve sanatçı bu anlatı türünden yararlanmıştır. Eflatun’un J.J. Rousseau, Andre Gide, Goethe bu alanda eser veren sanatçıların başında gelmektedir.

Türk Edebiyatı’nda Anı Türünün Gelişimi

Göktürk Yazıtları, bu yazı türünde yazılmış en eski metinlerimiz olarak kabul edilebilir. 8.yüzyılda yazılmış olan Göktürk Yazıtları’nda Bilge Kağan, kardeşi Kül Tigin ile devlet yönetiminde yaptıkları işleri, savaşlardaki kahramanlıklarını anlatır. Bunların paralelinde Türk milletine seslenir.

Yine çeşitli kaynaklarda 16.yüzyılda Babür Şah’ın yazdığı Babürname adlı metin Türk Edebiyatı’nda ilk anı örneği olarak kabul görmektedir. Osmanlı Devleti döneminde yazılmış tezkire, menkıbe, vakanüvis, sefaretname gibi bazı eserlerin bu türün örnekleri olarak kabul edilebilir.

Tanzimat Dönemi’nde bu türdeki eserler edebi özellikler kazanmaya başlamıştır. Tanzimat Dönemi’nde Ziya Paşa’nın “Defter-i Amal” Muallim Naci’nin “Ömer’in Çocukluğu” ve “Medrese Hatıraları”, Namık Kemal’in “Magosa Hatıraları” gibi eserler bu türde yazılmış önemli eserlerin başında gelmektedir.

Servet-i Fünun Dönemi‘nde bu türde önemli gelişmeler görülmektedir. Batılı anlamda ilk anı örnekleri de bu dönemde verilmiştir. Batı edebiyatlarından alınan türlerde önemli değişimlerin görüldüğü bu dönemde “Batılı anlamda ilk anı örneği” olarak Halit Ziya Uşaklıgil’in “Kırk Yıl” adlı eseri gösterilebilir.

Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında bu türle ilgili birçok eser görülmektedir. Özellikle Tanzimat Dönemi’nden sonra anı türünde verilen eser sayısında önemli bir artış olmuştur. Cumhuriyet Dönemi’nde bu yazı türünde verilen eserler şunlardır:

Yahya Kemal Beyatlı: Siyasi ve Edebi Portreler

Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Zoraki Diplomat, Politikada 45. Yıl

Orhan Kemal: Nazım Hikmet’le Üç Buçuk Yıl

Falih Rıfkı Atay: Çankaya, Zeytindağı

Abdülhak Şinasi Hisar: Boğaziçi Yalıları, Geçmiş Zaman Köşkleri

Mine Urgan: Bir Dinazorun Anıları

Halit Ziya Uşaklıgil: Kırk yıl, Saray ve Ötesi

Anı ile Günlük Farkı

Bu iki tür de kişilerin başından geçen olayların anlatılması yönüyle ortak özellikler taşısa da aralarında önemli farklar bulunmaktadır:

  1. Günlükte anlatılanlar aynı gün yazıya geçirilmişken hatıra türünde olayların üstünden zaman geçtikten sonra yazıya aktarım vardır.
  2. Yazar, anılarda başından geçen olayları kendini geri planda tutarak anlatmaya gayret eder. Fakat bu durum günlükte tam tersidir. Günlük yazarı kendi yaşadıklarını ve gözlemlerini anlatır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.